Ağaçlar, Araplar ve Asrın Lideri

4 gündür sosyal medyada ve TV’lerde Taksim Meydanı’ndaki görüntüleri hayretle izliyor herkes.

Ben ise hayret edilmesine hayretteyim. Her yılbaşı Taksim’in hali bu. Dün bizim vatandaş, bugün Suriyelisi… Bundan bir kaç yıl önce ölen genci, her yıl tacize uğrayan turist kadınları, gereksiz ve tedirgin edici sataşma ve saldırganlıkları ne çabuk unuttuk. Bu kez de zaten toplum hayatının pek çok alanını hızla işgal eden Suriyeliler almış. Ha bir de bayrak açmışlar. Çok mu?

Taksim Meydanı, bir Yılbaşı Meydanı olmaktan hızla koparıldı zaten. Kadir Topbaş döneminde yapılan şehir süslemeleri bitti. Misbah Demircan da bıraktı süslemeyi. Hatta yeniden aday gösterilmek için Taksim Meydanı’na “Mekke’nin Fethi” kutlamaları için bir Kabe maketi koymayı da düşünmüştür belki.

Yılbaşı ile çaresiz savaş

Mesele Taksim Meydanı’nda coşan Suriyeliler değil, mesele bu ülke vatandaşını kendilerince ıslah etmek isteyenlerin Yılbaşı eğlencelerine karşı açtıkları çaresiz savaş. Çaresiz diyorum; çünkü yeni bir yıla neşeyle girmenin coşkusunu, ışıklar, süslemeler, eğlenceler, etkinlikleri “günah” sayarak gözler önünden yok eden bir çaresizlik var. Oysa Yılbaşı sokak süslemeleriyle,  renkli vitrinli dükkan alışverişleriyle, gazino eğlenceleriyle, TV karşısında fındık fıstık, meyvesi ile, ev eğlencesi olan tombalası ile hala yaşıyor, yaşatılıyor. Yılbaşı tüm ekonomisi, sosyolojisi, psikolojisi ile yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada kabul görmüş bir dönüm tarihi.

Önemli bir ekonomik büyüklüğü vardır. İç ve dış turizm, eğlence, gıda, yiyecek-içecek, ulaşım, hediyelik eşya, süslemeler… Bu işi turizm gelirine döndürmüş şehirler var. Mesela Sydney… Yeni yıla ilk giren metropol olmasını büyük bir turizm faaliyeti haline getirmiş. Bir yılbaşında ben de gitmiştim. Herkesin kutlamaları iyi bir açıdan izleyip fotoğraf karelerine yansıtabilmek için 8-10 saat öncesinden yer bulmaya çalışması; ünlü midye kabuğu şeklindeki Opera Binası ve Sydney Köprüsünü aynı kareye sığdırabilecek bir yere matını serip yiyecekleri ve içecekleriyle gece yarısını beklemesi günün en önemli etkinliğiydi. Sydney’de o gün restoran, kafe ve barlar dışında meydanlarda içki içmek yasaktı. Hatta marketlerde içki satışı da yasaktı. Bu konuda sürekli anonslar yapılıyordu. İçki serbestisi gece yarısından sonra başlamıştı. Yıllar önce Paris’te yaşadığım dönemde sokakta içkinin su gibi aktığını da hatırlıyorum ama şimdi nasıl bilmiyorum. Herkes kendi önlemini alıyor. Yeter ki huzurlu ve neşeli bir yılbaşı eğlencesi yapılsın.

Moskova’da ağaç şöleni

Bu yıl Moskova Kızıl Meydan’daydım. Adına Noel Pazarı da dense aslında Yılbaşı Pazarı demenin daha doğru olduğu neşeli dükkanlardan alışveriş edenler çocuklarını eğlence parkında gözlerken, ayak üstü atıştırmalıklarla gece yarısı gösterilerini bekliyordu. Herkes çok eğlendi. En çok da eski Sovyet Cumhuriyetlerinden gelmiş Kırgız, Kazak, Tacik, Azeri gençler vardı eğlenen. Çoğu da erkekti. Moğollar, Çinliler, herkes geleneksel Rus müzikleri yapan gruplara şarkılarla danslarla eşlik ediyordu.

Herkes birbirine gülümsüyor, iyi yıllar diliyor ama dokunmuyordu bile… Bırakın insanlara dokunmayı, şehirde neredeyse 10 kişiye 1 yılbaşı çam ağacı  düşüyor ve kimse o çamın üzerindeki süslemeleri bırakın yağma etmeyi, “şuradan bir tane alayım da hatıra olarak çantama atayım” demiyordu. Moskova Belediyesi, şehri bir Yılbaşı Ağacı Şölenine çevirmişti. Boy boy çamların bir kısmı sponsorların yaptığı süslemelerdi. Böylece Moskovalı sponsor şirketler şehri süsleme ve en güzel ağacı yapma yarışına girmişlerdi. Her bir çam ağacının önü selfi yapanlarla doluydu. Muhtemelen aralarında Müslümanlar da vardı.

Dinleri yarıştırmak

Türkiye’de ise yılbaşı kutlamalarını “Günah” ilan etmiş bir Diyanete tezahür eden anlayış var ki yılbaşı çamı ve süslemeleriyle kavga edip, Noel baba kovalatmak, sünnet ettirmek tragedyasına kadar vardırıyor işi. Oysa Noel Ağacı denilen  dekor Yılbaşı Ağacına dönüşeli çok oldu. Noel Baba da hediye dağıtımını neredeyse tüm aya yaydı. En çok da yılbaşında geliyor. 31 Aralık’ta yılsonu eğlencelerinin, yeniyıl kutlamanın, 1 Ocak Yeni Yıl Kararları – diyet yapmak, sigarayı bırakmak, daha iyi bir insan olmak vs. – almanın Hıristiyanlık ile ne ilgisi var?

Diyanet ve bağlı bulunduğu “Asrın Lideri” duysun ve lütfen İslam Dini ile ilgili günlerle Yılbaşını yarıştırmaya kalkmasın. Çünkü çok zavallı görünüyor. Bir kere tarihi tutturulamıyor; kutlanmayan günler çıkarıp ve gerçekten de layıkıyla kutlanması gerekenleri öldürüyorlar.

Mekke’nin fethini mi kutlayacaksınız; Hicriye göre hesaplayıp her yıl tarihini döndürün, ama öyle bir kutlama yapın ki gerçek bir kültür, sanat, turizm ve eğitim etkinliği olsun. Ramazan mı geldi, gelmiş geçmiş en güzel Ramazan eğlencelerini yaşatın. Işıklandırın şehri, ama öyle ışıklandırın ki Mimar Sinan’ın zarafetine halel gelmesin.

Araplar niye geliyor

Bırakın Noel Baba’yı Nasreddin Hoca ile kıyaslamayı da, Nasreddin Hocanın o felaket heykelinin yerine gerçek sanatçılarla Nasreddin Hoca heykeli yarışması yapın ve her birini meydanlarda sergileyin.

Zira komik oluyorsunuz, küçük oluyorsunuz. Bu zulmü bu kadim topraklara çok kültürlü coğrafyaya yapmayın.  Araplar da gelsin elbet, Suriyelisi de Körfezlisi de. Çünkü onlar için İstanbul bir özgürlük alanı; ama onların ülkelerine benzetirseniz İstanbul’u bir kaç seneye zaten gelmeyecekler.

Yetti Yılbaşı ile kavganız! Yılbaşı kutlayanları bırakın da utanacaksanız TBMM Başkanının hukuksuzca ve makamının tüm imkanlarıyla İstanbul’da seçim çalışmasına girişmesinden utanın önce..

 

.unnamed-2