Geçmişten bir yazı…

TBMM ve 2’nin 1’inin izinde… (Bayan Yanı Kasım-Aralık 2011)“Bütün bildiklerini taşınabilir belleğe kopyala, emin bir yere koy. Hard diski formatla, farklı bir sürüm yükle…” demiştim kendi kendime meclise ilk adım attığım gün. Ne doğru tespitmiş.Mecliste süreçler çok farklı akıyor sevgili Bayan Yanı okurları… Öyle karmaşık bir matematiği var ki, ancak 1 yasama döneminde hakim olabilirim gibi geliyor.

Yeni vekiller mini mini birler gibiyiz. Çalışkan ikiler ha bire önerge veriyor. Tembel üçler pek ortada görünmüyor. Misafir dörtler, 4 yılı kolluyor olmalı. Kapıdışarı beşler bahçede sigarada. Kalanların kim olduğunu sizin hayal gücünüze bırakıyorum: Altınımızı çalan altılar, yemeğimizi yiyen yediler, sekseğimizi silen sekizler. Ha bi de fahri doktor olan dokuzlar var. Onlar mı? Onlar odaya konanlar. Hiç gitmeyenler…
Meclisin matematiği…
Öğrenecek o kadar çok şey var ki! Önce yoklama. Parmak iziyle katılmak için 3 dakika süre var. 180 sn’den geri sayım başladığında hangisi işaret parmağı, hangisi orta, hangisi serçe, insan bildiğini unutuyor. 3 dakika içerisinde, pek net görünmeyen ekrana şifre gir, parmak seç, bastır, olmadı, bi daha, yine olm

adı, başka parmak seç… O ne “işlem süreniz dolmuştur” Eee yok mu sayılıcam? Neyse ki eski metotlar var. Pembe yoklama kağıtları dolaşıyor. Zaten yoklamaya katılıp katılmamak da meclis matematiğine dahil. Bu konuya hiç girmeyelim, pek karmaşık.
Öyle ha deyince konuşma yok. Ya önceden bildirilecek, ya da yine şifre-  parmak izi metoduyla söz istenecek. Sıra ya gelecek ya gelmeyecek. Yerinden bağırmak da ciğer istiyor.

 

 

 

Gelelim sürelere… 1 dakika, 5 dakika, 10 dakika, 20 dakika gibi konuşma hakları var. Biraz karışık… Benim gibi televizyon haberciliği yapmış birine “20 dakika konuş” deseler, “o kadar ne konuşayım?” derim. 20 

 

dakikalık haber bültenine tam 15 haber girer, bilemedin  en ağdalısından 10 tane girer. 20 dakika konuşmayı  – eğer konuşan parti lideri değil ise – dinleyen de çok az zaten. Eğer insan 5 dakikada derdini anlatamıyorsa, 20 dakikada boğulur gider. Zaten öyle de oluyor. 20 dakikada mikrofonun sesi kesilince konuşan boğulmuş gibi oluyor.
Bir de laf atmalarla başlayan arbede var ki, bunları 10 dakikalık aralar takip ediyor. Meclis idare amirlerinin araştırma önergelerini uzun uzun okuması ise çok zaman alıyor. Monoton bir ses tonu, görsellik yok, herkes sohbette, tabletler önlerde, telefonlar gırla… Halbuki yazılı verseler olur.
Meclis salonunda su içmek yasak. Şişemi masada gören kavas aceleyle gelip ikaz etti. Yani boğazınıza bir şey kaçsa, kavası çağırana, o da size su bulup getirene kadar iş işten geçer.  Sebebini sordum, “milletvekilleri suyu birbirlerine atmasınlar diye heralde” dedi biri. “Yok artık!” demişim, ama gözümün önüne de seneler öncesinin o ünlü kürsüden su fırlatma sahnesi geldi.
TBMM’nin kuralı kaidesini tam özümseyene kadar, bari bildiğim işi yapıp araziye çıkayım dedim. Vatandaşın durumu nedir? Hayatından memnun 2 kişiden 1’inin izini süreyim.
Şu “Bayanlar” iyi de “Kadınlar” başa bela!
Kendimi önce Kürecik’te buldum. Nükleer kalkan konusu… Giderken birileri “yok yahu, Kürecikliler bu işe karşı değil, vatanı savunmak adına diyorlar” diye kulağıma fısıldamıştı. Pek aklıma yatmadı. Haklıymışım da! Ellerinde dövizleriyle tam 3,5 km. tırmandılar, aynı yolu indiler. Kimler mi? Kürecikli nineler, dedeler, özellikle de kadınlar kucaklarında, sırtlarında çocuklarıyla. Sonra şöyle bir deyim öğrendim: “Malatya kayısısıyla ünlüdür, kürecik ise devrimcisiyle ünlüdür”. Devrimcileri gördüm ama 2’nin 1’ini göremedim.

leyla-icin-hesap-sordular2-300x225

Oradan Tortum, Bağbaşı’na geçtim. Yine kadınlar bela olmuş jandarmanın, polisin başına. “Köyümüzü toprağımızı, suyumuzu, doğamızı koruyalım” diye… Vaayyy demek öyle, bir dayak, bir kötek. Köyün yüzde 90’ı sanık. Gelsin “işe engel olmak”tan tazminatlar. Yetmez ama hergün 15 km öteye karakola geleceksin, imzaya! Öyle ya, 80’lik nineler kaçabilir. Bir de Leyla var 17’lik; “suça sürüklenen çocuk”. Hakim ona ibretlik ceza vermiş: “Hiçbir HES eylemine katılanla görüşmeme cezası”. Yani babaannesi, amcası, aynı evde yaşadıkları. Eh hakim bey, bari biraz yaratıcı olup “HES’lerin Türkiye ekonomisine katkısı hakkında bir kompozisyon yaz” diye ceza verseydin de bir anlamı olsaydı! Tortum’da da 2’nin 1’ini bulamayıp döndüm. Pardon, bir tane vardı, o da istifa etti.

Doğudan batıya, 2’nin 1’inin izini sürerken elde dosyalar birikmeye başladı. Neyi tutsam elimde kaldı.  Yurttan insan hakkı ihlalleri, kayıplar,  faili meçhuller (!), yaşam hakkı ihlalleri, Erzurum’da, Artvin’de, Antalya’da daha birçok yerde HES mağdurları, Kürecik’te kalkan mağdurları, Kazdağları’nda altın madeni mağdurları, İstanbul’da kentsel dönüşüm, kentsel yenileme mağdurları, soylulaştırma garabeti, Kırıkkale’de ve daha birçok ilde cezaevi koşulları, gardiyanların özlük hakları…
Affedersiniz Ayı !
Kırıkkale F tipi cezaevine gittiğimi duyan  HAYTAP (Hayvan Hakları Federasyonu) benden Kırıkkale’deki bir hayvanat bahçesinde iddia edilen kötü koşullara bakmamı rica etti. Söylenene göre hayvanların durumu kötüydü, bir de felçli ayı vardı içeride.
Keskin’de bir piknik alanıydı hayvanat bahçesi denen. Zaten dış görünüşten durum belliydi. Kapıdan girişte birkaç vatandaş mangal yapıyordu. Geldiğimizi görünce içeriye haber verdiler. İçeriden “girmek yasak” mesajı gelmiş. “Kardeşim ne var içeride?” dedim.  “Valla hanfendi, bir deve var, bir de affedersiniz ayı var” dedi. “Affetmeyiz kardeşim, piknik alanında ayının ne işi var” diyecektim ama yetkili yok.  “Ben girerim milletvekiliyim” dedim. Epey bir uğraştan sonra gelen veteriner “Giremezsiniz ayıyı uyutuyoruz, girerseniz gürültü olur, uyanır” dedi. Girerdin girmezdin, girdik…
Yazları “Aaa bak çocuğum deve, bu da neymiş ayı, ayy ayyy tavuskuşları da mı varmış… “ diye mangala meze edilen hayvanların, piknik mevsimi bitince iskeletleri çıkmış görüntüleri. Güzelim av köpekleri kuru ekmek kemiriyor.
Ayıya Bursa’daki ayı rehabilitasyon merkezi sahip çıktı. Gerisine de biz sahip çıkacağız. Eeee onca dosya arasında, tabii dostlara da yer olacak…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>